Anne ben yaşlanıyorum!!!

Yaşlıların “eskiler daha iyiydi” demesine sinir olurdum. Nesi var lan şimdinin diye. Ama sanırım yavaş yavaş ben de bunu hissediyorum. Daha doğrusu dünle bugünü kıyaslamıyorum ama geçmişi özlüyorum.

Geçen gün bir uyandım canım çokomel (halk dilinde çukumel) çekiyor. Hemen kalktım aradım. Bim’de var dediler gittim aldım. Ama eski tat yok. Hem de 9’lu pakette satıyorlar. Jelatin kabı yok. Tatmin olamadım tabi…

Bir de sulugöz vardı. Onu da özledim. Gözümü yakardı falan ama severdim lan. Şimdi ki first duo’lar olsun, vivident’ler olsun bir turbo sakızın yerini tutamaz. Hele içinden çıkan arabaları hiçbir yerde bulamıyorum. Geçen gün ararken buldum. GittiGidiyor ‘da satılıyordu. 10 tane varmış. Aha da linki http://tinyurl.com/5r8dx5 . Gerçi yumiyum hala var. Onla idare ediyoruz.


Özlediklerimden bir de atari var. Karabük’te iki tane atari (halk dilinde ateri) salonu vardı. Biri postanenin oradaki sezginler, biri de Ankara caddesindeki küçük evdi. Gider oynardık. Şimdi o oyunları buldum, oynuyorum ama aynı tadı vermiyor. Jeton parası bulma derdi yok, başına gelip “oyun bitirivereyim mi?” diyen yok.


Son olarak eskiden hatıra defterleri vardı. Arkadaşların peşinden koşup hatıra kalması için bir şeyler yazdırırdık. “Hatıra hatıra dedin/ Başımın etini yedin / Al sana bir hatıra / Ömür boyu sakla” gibi maniler vardı. Şimdi böyle şeyler yok. Günlük falan tutarlardı. Arasına da kurumuş gül konurdu. Şimdi herkes blogger oldu. Ben bile blog yazıyorum siz düşünün.

Onları özleyen bunları da özledi:

Sanal bebek, cumartesi geceleri Show Tv, Super Mario…